Karşı Davanın Açılması ve Süresi:
HMK Madde 133-
(1) Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır.
(2) Süresinden sonra karşı dava açılması hâlinde, mahkeme davaların ayrılmasına karar verir.
Her ne kadar HMK’nın 133. maddesi hükmü, süresi içerisinde açılmayan karşı davaların ayrılması gerektiğini öngörmüşse de yine HMK’nın 166. maddesine göre aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, birleştirilebileceğinden ve aralarında bağlantı bulunan dosyalarda açılmış karşı davaların süresinde açılmadığı için önce HMK madde 133 hükmü gereği ayrılıp sonra HMK madde 166 hükmü gereği birleştirilmesi HMK madde 30 gereği usul ekonomisine uygun olmayacağından süresinden sonra açılmış karşı davaların da ilk davanın açıldığı mahkemede görülmesi gerekmektedir.
Davaların Birleştirilmesi:
HMK Madde 166-
(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.
(2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.
(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.
(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.
(5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/7536 E., 2021/9868 K., 21.12.2021 Tarihli Kararı: “… Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır (HMK m. 133/1). Süresinden sonra karşı dava açılması hâlinde, mahkeme davaların ayrılmasına karar verir (HMK. M. 133/2). Diğer yandan, kanun koyucu tarafından davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantının var sayılması karşısında, temeli taraflar arasındaki aynı evlilik birliğinden kaynaklanan hukukî ilişkiye dayalı her bir boşanma davasında verilecek her bir kararın diğerini etkileyecek nitelikte olduğu, zira eşler arasında boşanma kararı verilecek tek bir evlilik bulunduğu, dolayısıyla kaç boşanma davası açılırsa açılsın tamamının HMK’nın 166. maddesi kapsamında davanın her aşamasında, talep üzerine veya mahkemece kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilmesine karar verilmesi ve açılmış bulunan her bir boşanma davası yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması zorunluluğu tartışmasızdır. Diğer yandan, süresinde açılmayan karşılık boşanma davasının ayrılacağı (HMK m. 133/1), ancak daha sonra dosyaların yasa gereği tekrar birleştirilmesinin gerekeceği (HMK m. 166), boşanma davasına karşılık açılan bir boşanma dosyasının sırf süresinde açılmadığı gerekçesiyle ayrılıp tekrar birleştirilmesinin usul ekonomisine (HMK m. 30) uygun olmayacağı gözden uzak tutulmamalıdır. … Bu açıklamalara göre, somut olay incelendiğinde, davalı-davacı kadının karşılık boşanma davası süresinde açılmamışsa en kötü olasılıkla karşılık davanın ayrılması ve tekrar bu dosya ile birleştirilmesi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde karşı davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna uygun olmamıştır…” |
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/17383 E. , 2016/14303 K. Sayılı Kararı: “… Davalı kadın tarafından karşı dava süresinde açılmamış ve mahkemece, bu sebeple karşı dava hakkında tefrik kararı verilmiştir. Aynı yer mahkemesinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir (HMK m. 166/1). Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması, ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantı var sayılır (HMK m. 166/4). Boşanma davalarında tarafların kusurlarının belirlenmesi, boşanmanın eki niteliğinde bulunan maddi-manevi tazminat (TMK m. 174), yoksulluk nafakası gibi taleplerin sağlıklı değerlendirilerek doğru karar verilebilmesi, bu davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikle değerlendirilmesiyle mümkündür. Bu sebeple, delillerin değerlendirilmesi ve boşanmanın fer’i niteliğindeki talepler nazara alındığında kadının ve erkeğin açtığı davaların birlikte görülmesindeki yarar açıktır. Davalı kadının açtığı davanın ayrılmasına karar verilmiş ise de, medeni yargılama hukukunun temel ilkelerinden olan “usul ekonomisi ilkesi” gereği olarak; her iki davanın birleştirilmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; süresinde olmasa da harcı yatırılarak açılmış bulunan karşı boşanma davası ile işbu dava dosyasının birleştirilmesine karar vermekten ibarettir. Açıklanan hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. …” |
Esas dava için toplanan delillerin yanı sıra, süresi içerisinde açılmadığı için ayrılan ve daha sonra esas dosya ile tekrar birleştirilen karşı dava için de bu davada belirtilen delillerin tamamının toplanması ve bu delillerin ilk açılan dosyadaki deliller ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
“Yasal süresi içerisinde ileri sürülmek kaydıyla ister asıl davada; ister birleşen veya karşı davada ileri sürülmüş olsun, dayanılan tüm delillerin toplanması, birlikte değerlendirme yapmak suretiyle tek bir kusur belirlemesi yapılması, ferî talepler yönünden de belirlenen kusur durumu dikkate alınarak tek bir hüküm kurulması da boşanma davalarında bir zorunluluktur.” (Yargıtay HGK 15.06.2021 tarih, 2020/2-273 Esas ve 2021/762 Karar sayılı kararı)